GEL BURAYA (Mesleki kariyerimdeki en önemli dönüm noktalarından…)

Türkiyedeyken bana iş vermediklerinde 22 ay pazarda seyyar satıcılık yaptım ve ticareti öğrendim.Tezgâhına satamayacağın malı koymayacaksın! - Mimar Aslan(Bu fotoğraf 2007 yılına aittir.)

2007 yılına ait çok mühim bir hatıra…
Mesleki kariyerimdeki en önemli dönüm noktalarından…
(Bu yazı 06 ARALIK 2013 tarihinde yazılmıştır…)

2006’da üniversiteden mezun olduktan sonra Türkiye’de aylarca iş aramıştım ama bulamamıştım. İşsiz kaldığım o zamanlarda hayata tutunabilmek için mecburiyetten pazarda elde kolayca taşınabilir küçük naylondan bir tezgahta toka ve küpe satmıştım. Yine bir gün zabıtalardan kaçtığımı gören bir çantacı esnaf abimiz, benim o gün elimdeki bir poşet toka ve küpeden ibaret olan tüm sermayemi zabıtalara kaptıracağımı anlamış olacak ki gözleri ile beni takip ediyormuş. Ben saklanacak kuytu bir yer ararken birdenbire onunla göz göze geliverdik. Benim yüzümdeki o çaresizliğimi görünce “Evlat! Gel buraya! Oyalanma gel gel, benim dükkânıma gir.” dedi ve biraz zaman sonra da bana bir çay ikram etti.
Dedi ki “Benim adım Ramazan. İlk defa takım elbiseli bir seyyar satıcı görüyorum. Bana kendinden bahset.”
Dedim ki “Abi boş ver, anlatsam gülüp geçeceksiniz. Boş verin.” Israr edince anlatmaya başladım. “Daha yeni Bilgisayar Mühendisliğinden mezun oldum. Gece gündüz kendi alanımla ilgili bir iş arıyorum ama tanıdık amcam, dayım, bana referans olacak herhangi bir çevrem olmadığı için de şirketler beni bu zamana kadar hiç ciddiye almadılar ama olsun benim yine de mühendis olarak bir yerlerde iş bulma ümitlerim var. Tabi bu arada hayat zor. Benim de yaşamak için ekmek parasına ihtiyacım var. O yüzdenden de sabahları pazarda birazcık para kazanıyorum. Geceleri ise evime gidince iş bulma sitelerinden iş ilanlarına başvurular yapıyorum. Bazen sabahları bana iş görüşmesine gel diyenler oluyor. Ben de oralara gidiyorum ve ardından da doğrudan bu pazara geliyorum. Bu sabah da bir şirketle iş görüşmesi yapmıştım, o yüzden de şimdi takım elbiseliyim.”
Ramazan abi bana “Evlat, kaç aydır böylesin?” diye sordu.
“Abi, 7-8 ay kadardır.” dedim.
Bana “Artık zabıtaların seni kovalamasını görmek istemiyorum. Gel benim çantacı dükkanımın önünde tezgahını aç.” dedi.
Ben ona dedim ki “Abi teşekkür ederim ama size yer kirası verecek bir imkânım ne yazık ki yok. Zaten 1 ayda toplasanız tüm kazandığım para en fazla 700 TL oluyor.”
Ramazan abi, gülümsedi ve “Evlat senden para isteyen oldu mu? Sen istediğin zaman gel tezgahını burada aç.” dedi.
Öylesine duygulanmıştım ki gözlerim dolu dolu olmuştu. Askere gidene kadar yaklaşık 3-4 ay kadar Ramazan abinin dükkânının hemen kenarındaki kaldırımda küçücük bir tezgâh açtım. İstediğim zaman iş görüşmelerine rahatça gittim ama firmalar beni yine de almadılar. Ben de askerlik vazifemi tamamladıktan hemen sonra Türkiye’de 1 saniye bile kalmadım, doğrudan yurtdışına (Ukrayna ve Rusya)’daki firmalara Java yazılımcısı olarak gittim ve mesleki kariyerimi oralarda sürdürdüm.

Ramazan abimin benim bu günlere gelmemde o gün ki o eşsiz desteğinin cidden çok büyük bir payı vardır. Eğer ben Ramazan abiyi tanımasaydım. İnsanların artık merhametsizleştiklerine ve çıkarcı olduklarına inanacaktım.

Az önce (06 ARALIK 2013) bu yüreği temiz, cömert ve güzel insanın vefat haberini aldım. O günleri anarken yine gözlerim dolu taştı. Ramazan abim dualarım hep seninle olacak. Benim en düşkün, en gariban olduğum o yokluk zamanlarımda bana abilik yaptığın için beni koruduğun için elimden tuttuğun için seni hep minnet, sevgi, saygı ve şükranla yâd edeceğim. Ruhun  şâd olsun. Ramazan Öner abim mekânın cennet olsun.

Bilişim dünyasına Mimar Aslan‘ın kazandırılmasına vesile olduğun için de ayrıca çok teşekkür ederim…